Site Overlay

Hamit İnan – Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’ndaki gündem dışı meclis konuşması

Sayın divan, değerli meclis üyeleri hepinizi saygıyla selamlıyorum.
25.meslek komitemizin dünkü toplantısında; bölgemizin en önemli destinasyonlarından biri olan Uzungöl’deki yıkım süreci ile alakalı meclisimizi ve kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına söz almamla ilgili bir karar almış bulunmaktayız ancak Uzungöllü bir vatandaş ve bir esnaf olarak size yapacağım hitabımla ilgili ifadelerimin sadece şahsıma ait olduğunu belirtmek isterim.

Değerli meclis üyeleri, Uzungöl’de, yerel ve ulusal basından da hepinizin bilgisi olduğunu düşündüğüm bir yıkım süreci yaşanmaktadır. Şahsen ben de düne kadar bu kapsama alınmış yakın akrabamın evinin tahliyesi için uğraşmaktaydım. Ateş düştüğü yeri yakar. İçinde olmayan birinin bunu anlaması kolay değildir. Bu konudaki bürokratik yaklaşım, adaletsizlik, muhattap bulamamak, sosyal medyadaki çirkin söylemler burada yaşamaya çalışan insanlarımızı ayrıca üzmektedir.

Bugün burada yapılan yıkımlarla, kimse Uzungöl’de görünür bir fark beklemesin. Yıkılan yapıların pek çoğu Uzungöl’ün siliutene girmeyen çevre yerleşim birimlerindeki konut amaçlı yapılardır. Çoğu iki üç kuşak bir evde yaşayan insanlardır ve borçlanarak kendilerine yaşayabilecek bir konut yapmıştır.

Değerli Meclis üyeleri, pek çok koruma statüsü getirildiği halde Uzungöl’ün korunması noktasında kararlı bir tutum ortaya koymayan, imar planını yürürlüğe koyamayan devletin kurumları gelinen noktanın asıl sorumlularıdır. Suçlu vatandaş ilan edilmektedir.

Uzungöl 60 yıllık belediye geçmişi olan eski bir yerleşim yeridir, bir yayla değildir. Ve ne yazık ki gerçek manada uygulanabilir bir imar planına hala sahip değildir.
Yıkım kararlarındaki adaletsizlik ve araya giren statü sahibi hatırlı abilerin müdahelesiyle; başkasının arazisi üzerinde gece yarısı tırlarla taşınan konteynırlarla yan yana ve üst üste konularak yapılan, Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun yıkım kararı, belediyenin 5 kez mühürlediği, bakanlığın boşaltılma tebligatı gönderdiği bir binanın kurtarılması için gösterilen çaba ve tüm hukuk kurallarının çiğnenerek yabancı bir hırsızın korunması, Uzungöl halkının adalete ve devlete olan inancını incitmiştir.

Söz konusu yapının parsel sahibi benim, olayı kişiselleştirmek istemiyorum ama bunu bir örnek olarak kabul edin. Kurumlarımıza soruyorum Uzungöl’de her yapı kurtarsa bu yapı yıkılır, niye bana cevap veremiyorsunuz. El cevap: ayva sarı, nar kırmızı, sonbahar…

Uzungöl’deki yıkımların arkasında kirli bir el, devletin gücünü kullanan farklı bir güç var. Bu güç devletin gücü değildir. Bu güç ahlakı, vicdanı, adaleti ters yüz eden bir güç. Bu güç devletin kurumlarını baypas eden, kurumları kendiyle çeliştiren bir güç. Hangi güç bakanlığın dahil yıkım tebligatı gönderilmiş olduğu bu yabancıya ait bir yapıyı, devletin her kurumundan yıkım almış bir yapıyı, binaları yıkılan insanların gözüne soka soka kurtarıyor. Bu kirli eller, statüleri ne olursa olsun Uzungöl’ün üzerinden önce ellerini çekecekler.

Uzungöl’den 6 -7 km uzakta turizm alanı ya da turizm hareketi ile hiç alakası olmayan birinin evini yıkıyorsanız, ülkenin her tarafında yıkmanız gereken çok fazla yapı olduğunun farkında olmalısınız. Bazı kurallar sadece Uzungöl’de mi geçerlidir. Yıkım kararı alınmış yapıların biri hariç diğerleri kendi tapulu arazisi üzerinde yapılarını yapmıştır. Sadece, boşaltma tebligatı yapılıp sonra kurtarılması için yoğun çaba sarf edilen yapı başkasına ait bir arazi üzerine yapılmıştır.

Hz Ali’nin “bir zulmü engellemiyorsanız, onu herkese duyurun” lafıyla Uzungöl insanına yıllardır zulum yapıldığını bir daha ifade ediyorum.

Elinde, üzerinde jandarmayı, polisi tehdit edecek, ona mukavemet göstermeyi düşünmeyen, yol üzerinde sadece durarak pasif direniş gösteren insanlarımıza, kadınlarımıza, çocuklarımıza geceyarısı tomalarla su sıkmak, biber gazı sıkmak bizim asla kabul etmediğimiz bir şeydir. Devletimize hiç başkaldırmadık, hiç küsmedik. Birileri bunu da mı bozmaya çalışmaktadır. Bize yaşatılanların hesabının verilmesini isteriz.

Ve siz, Uzungöl ile ilgili güzel bir fotoğraf paylaşıldığında bile altına küfürler yazan cesur klavye silahşörleri, derdiniz olmayan bir sermayenin düşmanlığını yapmaktır.
Gizli bir el, belki de gezip görmediğiniz bir yer hakkında bir dezenformasyona sizi alet ediyor adeta.
Her şeyi iyi yaptığımızı ve eksiğimizin olmadığını söylemiyorum.Bugün Uzungöl’de, Uzungöl dışından çok fazla kiracı işetmeci var ve herkes değil ama bir çoğunun Uzungöl’ün marka değerini düşündüğü yok, bugün kazandığı paraya bakıyor. Kötü işletmecilikteki ününü, Uzungöl insanına miras bırakıyor. Bu dışarıdan gelmiş bazı kötü işletmeciler belki de bu cesur klavye silahşörleridir aslında.

Bir avuç Uzungöl , ciddi katma değer üreten Uzungöl. Devlet istese burayı abad eder, planlar, potansiyelini ortaya koyar, hinterlandı ile beraber çok daha yüksek katma değer üreten bir yer haline getirir. Bunu Uzungöl’lüye rağmen değil, Uzungöl’lüyle beraber yapar.

Ama yapmıyor, devletin kurumları bir avuç Uzungöl’ü idare edemiyor. Vatandaş muhattabını bilmiyor. Kurumlar arası bir eşgüdüm kurulamıyor, yetki karmaşası çözülemiyor. Sorunlar çözülmüyor. Uzungöl; sahip olduğu yüksek turizm potansiyelini ortaya koyamıyor.

Kaçak yapı konusunda suç kamunundur. İstense iki zabıta, iki jandarma ile kaçak yapılaşmanın önüne geçilebilir. Vatandaş da buna inandırılır. Ama yapmıyorsunuz, suça teşvik kapısı hep aralı duruyor.

Hep söyledik, bakandan bürokrata “öncelikli bir master plan dahilinde ve sonrasında uygulanabilir, yerel dinamiklerin dikkate alındığı bir imar planı ile çok fazla kırıp dökmeden Uzungöl kurtarılabilir, bu disiplin içinde oluşabilecek mağduriyetleri devlet de karşılayabilir.

Uygulanabilir bir plan ortaya çıkana kadar kaba malzeme girişi kontrol altına alınabilir. Üç ay beton yasağı, beş ay serbest. Vatandaşa tuzak kurulmuş adeta. Beklenen sonuç nedir acaba, siz bu işi beceremediniz, ağababalar gelsin hiç olmazsa.

Elbette Uzungöl insanı kanun bilir , nizam bilir, adaleti bilir; adaletsizliği de. Yapısını yıkmakla Uzungöl’ün düzelmeyeceğini bile bile, devletinin adaletsizliğini de sineye çekerek, gözyaşlarını bazan dışarı bazen de içine akıtarak ve bir daha asla kendine yapı yapamayacağını bilerek ama o gece nerde kalacağını bilmeyerek kendi eliyle yapısını yıkmaktadır. Ve sorar; madem yıktıracaktınız, beni neden durdurmadınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir